30 Ekim 2012 Salı

Benimle Delirir Misin ?





Çok ciddiyim. Gel delirelim. Gel evsiz, aç, susuz yaşayalım.
Gel biz farklı olalım.
Gel, tut ellerimi biz delirelim.
İstediğimiz yerlere gidelim.
İstediğimiz her şeyi yapalım.
Tüm insanlara farklılığımızı gösterelim.
Asıl onlar deli, biz akıllı olalım.
Onlardan farklı olduğumuz için bu deliliğimiz zaten.
Onlardan farklı düşünüyoruz biz.
Biz o pisliğin içinden olmayalım.
Gel hadi delirelim biz.
Özgürlüğümüzü ilan edelim.
Bulutlar bizim olsun.
Bırak evi, kıyafetleri.
Yıldızlar, çimenler bizim.
Yerde ki minik taşlar bizim.
"Herşey" bizim.
Sen benimsin,
Ben seninim.
Dahası olmamalı.
Gülümsemelerimize hesap verelim.
Sorumluluğumuz nefes almak olsun.
Her şeye, herkese inat biz delirelim.
Üşürsek sarılırız.
Açıkırsak yemek buluruz.
Düşünmek yok.
Plan yapmak yok.
Sadece sen, ben ve önümde ki yollar.
Zor değil.
Biraz cesaret.
Bir el tutuş.
Bir adım.
Hadi gel özgür olalım.

19 Ekim 2012 Cuma

"Herşey"





Uzansam dokunabilir misin?
Sevsem sezebilir misin?
Ellerini tutup kapatsam gözlerini,
Yine beni görebilir misin?
Benimle sonsuz denizlerde yine de
Yürüyebilir misin?
Ağlayıp sel bassa,
Kapılıp sürüklenir misin?
Bulutların peşi sıra benimle
Uçabilir misin?
Anlatamıyorum ben derdimi,
Sevgimi, özlemimi, gözlerini
Hele kokunu...
Bir martının simit için döktüğü emek gibi,
Kirpiklerimin birbirine karışması gibi,
Kuş gibi biraz da çıplak bedenler gibi
Hayat şu dakika gibi
Sen, ben gibi
Herşey sen gibi

10 Ekim 2012 Çarşamba

Hoş Olmayan Hareketler





İki üç gündür garip hallerdeyim. Öyle böyle değil çok fenayım. Kendimden iğrendim, nefret ettim. Böyle yanlış anlamalar, mesajları yanlış okumalar, kendimden soğumalar, bunalım haller bu böyle uzar gider.
Annemle çok zıt iki bireyiz. Kavga gürültü fenadır aramız. İki haftadır izinli her saniye başımın ucunda, evde baskının allahı kuruluyor, iş sıkıntısı derken ben çortlamışım farkında değilim.
Beynim kazan kadar dolu olunca da doğal olarak hafif hafif paranoyak  hafif hafif depresif, hafif hafif çöküntülere vurmuşum.
Resmen kendimden iğrendim, tiksindim. Ben böyle biri olamam. Acil toparlanmam lazımdı. Burada canım arkadaşım Lin devreye giriyor. Ağzıma yüzüme iki tokat (okkalı konuşma mabında) atınca bi kendime dönüş yaşadım.
Hiç olmadığım, en nefret ettiğim tipe bürünmüştüm. Şimdi güzelce bir duş aldım, rahatladım. Lin de bugün kendime getirdi, ohhh atlattım. Üstümden söküp attım bu leş halleri.
Oturdum planımı kurdum. Hayallerime odaklandım. Okul kayıt sıkıntılarını da hallettim.
Kısacası iki üç günlük o saçma halden sıyrılıp kendime geldim. Çok mutluyum, pamuk gibiyim, enerjim, eğlencem tavanlarda.
Eğer sizde ola ki bir anda böyle saçma, iğrenç, leş, pis hallere düşerseniz sevdiklerinizle güzel bir kahve keyfi yapın. Kurabiye, kek yapın. Kocaman bir pamuk şeker alıp lüpletin.
Gülümseyin. Kocaman kocaman gülümseyin. Bu hafif serin havalarda yürüyüş yapın. Mis gibi olursunuz. Dert sıkıntı kalmaz.
Şimdi çikolata, kahve, kitap zevklerinde süzülmeye gidiyorum. Size güzel gülümsemeler.

7 Ekim 2012 Pazar

Bir Bulutla Duman Arasında Çok Fark Vardır


Kafamda yürüyen sancılar, damarlarımda sıkışan kelimeler var.
Evde aradığım tek dal sigaralar var. 
Deniz görmek isteyen gözlerim,
İnanmak isteyen bir kalbim var.
Dans etmek isteyen ayaklarımı unutamam.
Kalbimde sıkışıp kalmış inançlarım var,
Bulut olmak isterken, duman oluyorum.
İçtiğim sigaraya karışıp yok oluyorum.
İçimde ki zehirli dumana karışmışım,
Dans ede ede yükseliyorum.
En dipte bıraktığım hayallerimle,
Duman oluyorum.